İslâm İlimlerinde Hak ve Hürriyet

Hak

İslâm dininde haklar, hukukullah (Allah hakkı) ve hukuk-ı ibâd (kul hakkı) olmak üzere ikiye ayrılır.

Yüce Allah’ın kulları üzerinde hakları vardır. Bunlar başta iman ve çeşitli ibadetler olmak üzere, Allah’ın bütün emir ve yasaklarına uymaktan ibarettir. Bunların büyük bir kısmı âhireti ilgilendiren, Allah’a karşı hesap verilen ve onun affetmesiyle sona eren haklardır. Bu haklardan yerine getirilmemiş olanları, yüce Allah, lütfu ile veya kulun tevbesi sonucu dilerse affeder.

Beş çeşit kul hakkı vardır: Mal, beden, şahsiyet, namus ve dinle ilgili haklar.

  • Malla ilgili. Hırsızlık, gasp, aldatarak ve yalan söyleyerek mal satmak, sahte para basmak, başkasının malına zarar vermek, yalancı şahitliğiyle ya da rüşvet vererek başkasına zarar vermek gibi.

Bir kuruş, bir gram gibi küçük değerde de olsa bir mal için tevbe etmek ve sahibi ile helâlleşmek lâzımdır. Malî haklar için, çocukların da helâlleşmesi, ödemeleri gerekir. Dünyada helâlleşmezse, âhirette sevapları hak sahibine verilerek helâlleştirilecektir. Mal sahibi ölmüş ise, vârisine ödenir. Vârisi yoksa veya mal sahibi bilinmiyorsa, fakire hediye olarak verilip, sevabı sahibine gönderilir.

Bunları yapmak imkânını bulamazsa, mal sahibinin ve kendisinin af olunmaları için duâ eder.

Kâfirin hakkı için de, onunla helâlleşmek gerekir. Gönlü alınmazsa, âhirette af olunmasının, çok güç olacağı bildirilmektedir.

  • Nefis/Bedenle ilgili. Adam öldürmek veya yaralamak gibi.

Tevbe etmek, sonra kendini onun velisine teslim etmek lâzımdır. Velisi isterse af eder. İsterse mal karşılığı barış yapar. İsterse, mahkemeye verip, hâkimden cezalandırılmasını ister. Mahkemeye baş vurmadan kendisinin cezalandırmaya kalkması caiz değildir. İslâmiyet’te kan davası yoktur.

  • Irz/Kişilikle ilgili. Gıybet/Dedikodu, iftira, hakaret, alay, sövmek gibi. Tevbe etmek ve helâlleşmek gerekir. Bunlarda vârisle helâlleşmek olmaz.

  • Mahrem/Namusla ilgili. Başkasının hanımına, çocuklarına cinsel tacizde bulunmak.

Bu günahı işleyen bir kimse, tevbe ve istiğfar eder. Fitne çıkma ihtimali yoksa, sahibi ile helâlleşir; varsa, helâlleşmek yerine, ona dua eder ve onun için sadaka verir.

Helâlleşirken günahı bildirmeyip, bendeki haklarını helâl et, af et demek câizdir.

  • Dinle ilgili. Akrabasına ve emri altında olanlara din bilgisi vermeyi terk etmektir. Bunların ve bütün insanların din bilgisi öğrenmelerine ve ibadet yapmalarına engel olmak ve başkasına kâfir, fâsık demek.

Kul hakları, insanın sosyal ilişkilerinden doğar. Kul hakkının korunmasını talep etmek, idarî, kazaî ve siyasî başvuru kanalıyla olur. Kul hakkına hiç bir dinî otorite müdahale edemez.

Bu yönüyle kul hakkının Allah hakkından önce geldiği söylenmiştir.

Boşadığı hanımına mehir parasını ödemek, kul hakkına girer.

Kabul edeceği sanılan kimseye emr-i ma’ruf yapmak/iyiliği söyleyip kötülükten sakındırmak vaciptir. Kul hakkına girer.

Akrabasına ve emri altında olanlara din bilgilerini öğretmek, kul borcudur.

Allah hakkı dışındaki haklardan bazı örnekler, şöyle sıralanabilir:

  • Ana-baba hakkı

Âyet-i Kerime:

Rabbin, yalnız kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyilik etmenizi buyurmuştur. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırlarsa, onlara karşı “öf!” bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle. Onlara acıyarak alçak gönüllülük kanatlarını ger ve: “Rabbim! Onlar beni küçükken terbiye edip yetiştirdikleri gibi, sen de onlara merhamet et!” diyerek dua et. .

Hadis-i Şerif:

Ebû Hüreyre anlatıyor: Bir adam Hazret-i Peygamber’e gelerek:

- Ey Allah’ın Resulü! İyi davranıp gönlünü hoş etmeye en çok kim hak sahibidir? Diye sordu. Peygamber aleyhisselâm:

- Annen, diye cevap verdi. Adam:

- Sonra kim? Dedi. Resulüllah aleyhisselâm:

- Annen, diye cevap verdi. Adam tekrar:

- Sonra kim? Dedi Resulüllah aleyhisselâm yine:

- Annen, diye cevap verdi. Adam tekrar sordu:

- Sonra kim? Resulüllah aleyhisselâm bu dördüncüyü:

Baban, diye cevaplandırdı.

Hazret-i Peygamber bir gün:

Burnu sürtülsün, burnu sürtülsün, burnu sürtülsün!” Dedi.

- Kimin burnu sürtülsün ey Allah’ın Resulü? Diye sorulunca, şu açıklamada bulundu:

- Ana babasından her ikisinin veya sadece birinin yaşlılığına eriştiği hâlde (onlara gerekli iyilik ve hizmette bulunamayıp) cennete giremeyenin.

Abdullah ibn Amr ibni’l-Âs anlatıyor:

Peygamber aleyhisselâm şöyle buyurdu:

Allah’ın rızası babanın rızasından geçer. Allah’ın memnuniyetsizliği de babanın memnuniyetsizliğinden geçer.

İbnu Amr anlatıyor:

Bir adam, cihada katılmak için Peygamber aleyhisselâmdan izin istedi. Resulüllah aleyhisselâm:

- Annen baban hayatta mı? Diye sordu. Adam:

- Evet, deyince:

- Onlara (hizmet de cihad sayılır), sen onlara hizmet ederek cihad yap, buyurdu.

Esmâ bintu Ebî Bekr anlatıyor:

Henüz müşrik olan (Müslüman olmayan) annem yanıma geldi. Anneme nasıl davranmam gerektiği hususunda, Peygamber aleyhisselâma:

- Annem yanıma geldi, benimle (görüşüp konuşmak) arzu ediyor, anneme iyi davranayım mı? Dedim.

- Evet, dedi, ona gereken saygıyı göster.

Ebû Üseyd Mâlik ibnu Rebî’a es-Sâidî anlatıyor:

Bir adam:

- Ey Allah’ın Resulü, anne ve babamın vefatlarından sonra da onlara iyilik yapma imkânı var mı, ne ile onlara iyilik yapabilirim? Diye sordu. Resulüllah aleyhisselâm:

- Evet vardır, dedi ve açıkladı:

- Onlara dua etmek, onlar için Allah’tan istiğfar (günahlarının affedilmesini) istemek,

- Vasiyetlerini yerine getirmek,

- Akrabasını ziyaret etmek (sıla-i rahim),

- Dostlarına ikramda bulunmak.

Abdullah b. Amr b. Âs anlatıyor:

Resulüllah aleyhisselâm:

- Kiş‏inin anne-babasına sövmesi büyük günahlar-dand‎ır, buyurdu.

- Ey Allah’‎n Resulü! İnsan ana-babasına söver mi? Dediler.

- Evet, bir kimse baş‏kasının babas‎na söver, o da ona söver. Yine bir kimse, baş‏kasının annesine söver, o da onun annesine söver, buyurdu.

  • Hoca hakkı

Fıkıh ve ahlâk ilminde hoca/öğretmen hakkı, ana-baba hakkından daha üstün görülmektedir. Çünkü, ana-baba evlâdını büyütür, bakar. Kötülükten, haramlardan korur. İbadete alıştırır. Öğretmen ise, çocuklara hem dünya, hem de âhiret hayatını kazandırır; din ve diyanetini, doğru yol itikadını, farzları ve haramları öğretir.

Bir Müslümanın hocası, kendisine, din ve dünya bilgilerini, imanı, Allah’ı, Peygamber’i ve güzel ahlâkı öğrettiği için, onu herkesten, çok sever.

Eshâb-ı kiram, onların yolunda olan mezhep imamları ve diğer âlimler, bütün Müslümanların hocaları, öğretmenleridir. Her Müslümanın ayırım yapmaksızın eshâb-ı kiramı sevmesi, onların hocalık haklarını gözetmesi gerekir.

Hocanın, âlimin değerini, Ebû’d-Derda şöyle anlatıyor:

Resulüllah aleyhisselâmdan işittim:

Kim bir ilim öğrenmek için bir yola girerse, Allah onu cennete giden yollardan birine koyar. Melekler, ilim öğrenenden memnun olarak kanatlarını (üzerine) gererler. Göklerde ve yerde olanlar, hatta denizdeki balıklar, âlim (ilim sahibi) için istiğfar (günahlarının af olması için dua) ederler. Âlimin âbid (çok ibadet eden) üzerindeki üstünlüğü, dolunaylı gecede ayın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Âlimler, peygamberlerin vârisleridir. Peygamberler, ne para ne pul miras bırakırlar, fakat ilim miras bırakırlar. Kim de ilim elde ederse, bol bir kazanç elde etmiştir.

  • Komşu hakkı

Hazret-i Âişe anlatıyor:

Resulüllah aleyhisselâm buyurdular ki:

Cebrail aleyhisselâm bana komşu hakkında o kadar tavsiyede bulundu ki, komşuyu vâris kılacağını zannettim.

Ebû Hüreyre anlatıyor:

Resulüllah aleyhisselâm buyurdular ki:

Kim Allah’a ve ahirete inanıyorsa, misafirine ikram etsin. Kim Allah’a ve ahirete inanıyorsa, komşusuna ihsanda (iyilikte) bulunsun. Kim Allah’a ve ahirete inanıyorsa, hayır söylesin veya sükût etsin.

Komşu, yakın komşusuna karşı daha çok hak sahibidir.

Hazret-i Ebû Hüreyre anlatıyor:

Resulüllah aleyhisselâm buyurdular ki:

Komşusu, zararından emin olmayan kimse cennete giremez.

  • Karı-koca hakkı

Hadis-i Şerif:

Hepiniz çobansınız/görevlisiniz ve eliniz altındakilerden sorumlusunuz. İmam/Yönetici çobandır ve emri altındakilerden sorumludur. Erkek ailesinin çobanıdır ve ailesinden sorumludur. Kadın, evinin çobanıdır, o da eli altındakilerden sorumludur. Hizmetçi, efendisinin malından sorumludur ve eli altındakilerden sorumludur.

Kadınlara iyilik edin. Çünkü onlar size bir emanettir. Onlara iyi davranma dışında, başka bir şey yapma hakkına sahip değilsiniz… Bilin ki, sizin kadınlarınız üzerinde bazı haklarınız vardır. Kadınlarınızın da sizler üzerinde bazı hakları vardır. Kadınlarınız üzerindeki haklarınız, istemediğiniz kimselere yatağınızı çiğnetmemeleri, evlerinize hoşlanmadığınız kimselerin girmesine izin vermemeleridir. (Onların sizdeki hakları ise nafaka) yiyecek, (mesken) ve giyecekleri konusunda, iyi ve ölçülü hareket etmenizdir.

Kadınlara iyi davranın!

Hazret-i Âişe anlatıyor:

Hazret-i Peygamber buyurmuştur:

Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en iyi davrananızdır. Ben aileme karşı hepinizden daha iyi davranıyorum. Arkadaşınız öldüğü zaman (kusurlarını zikretmeyi) terkedin.

  • Çocuk hakkı

Âyet-i Kerime:

Biliniz ki, mallarınız ve çocuklarınız birer imtihan sebebidir ve büyük mükâfat Allah’ın katındadır.

Çocuk haklarından bazısı şöyle sıralanabilir:

Annesini, soyu belli ve temiz bir yerden seçmek,

Güzel isim koymak,

Kur’ân-ı Kerim öğretmek,

Helâl yiyeceklerle beslemek, büyütmek,

Yedi yaşında namazı öğretmek,

İlim ve sanat öğretmek.

  • Hayvan hakkı

Ebû Hüreyre’den naklediliyor:

Hazret-i Peygamber buyurmu‏ştur:

Bir adam yolda yürürken susadı ve susuzluğu arttı. Derken bir kuyuya rastladı. İçine inip susuzluğunu giderdi. Çıkınca susuzluktan soluyup toprağı yemekte olan bir köpek gördü. Adam kendi kendine: “Bu köpek de benim gibi susamış.” deyip tekrar kuyuya indi, ayakkabısını su ile doldurup ağzıyla tutarak dışarı çıktı ve köpeği suladı. Allah onun bu davranışından memnun kaldı ve günahlarını affetti.

Hazret-i Peygamber’in yanındakilerden bazıları:

- Ey Allah’ın Resulü! Bize hayvanlar (a yaptığımız iyilikler) için de sevap var mı? Dediler.

- Evet! Her yaş ciğer sahibi/canlı için bir ücret vardır, buyurdu.

Ebû Hüreyre anlatıyor:

Peygamber aleyhisselâm buyurmuştur:

Bir hayat kad‎ını/fahişe, sı‎cak bir günde bir kuyunun etrafı‎nda dolaş‏makta olan bir köpek gördü; susuzluktan dilini çıkarmış soluyordu. Kadıncağız ayakkabısını çıkararak, onunla su çekip köpeğe su verdi. Bu sebeple kadın mağfiret olundu (günahları affedildi).

Abdullah b. Ömer bildiriyor:

Peygamber aleyhisselâm buyurmuştur:

Bir kadın, eve hapsettiği bir kedi yüzünden cehenneme gitti. Kediyi hapsederek hiçbir yiyecek vermemiş, karnını doyurması için de dışarıya salmamıştı.

İbn Abbâs anlatıyor:

Peygamber aleyhisselâm buyurmuştur:

Hiçbir canlıyı (eğlence ve spor) atışlarınıza hedef, nişan yapmayın.

İbn Ömer, bir tavuğu nişan dikerek ona ok atan gençler grubunun yan‎ından geçti. Bu gençler, İbn Ömer’in gelmekte olduğunu görünce, dağıldılar. Bunun üzerine İbn Ömer:

- Bu tavuğu kim hedef/nişangâh dikti? İyi bilin ki Hazret-i Peygamber, canlı‎ bir hayvanı‎ atış‎‏ hedefi edinenlere lânet etti, dedi.

Böylece boğa güreşleri adı altında hayvanlara hançer saplayarak yapılan gösteriler, İslâm dinine göre haramdır, hayvan hakları ihlâline girmektedir.

3. Hürriyet

Genel anlamda, diğer bir deyişle batı hukuku çerçevesinde hürriyet, “ne kendisine, ne de başkasına zarar vermemek şartıyla her şeyi yapabilmek şeklinde tanımlanmıştır. Bununla beraber batıda, çeşitli alanlarda sınırlamalar olduğu gibi, İslâm dininde de hürriyet, özel ilkelere bağlanarak sınırları çizilmiştir:

. Mutlak hürriyet yoktur (Hiçbir hukuk sisteminde mutlak hürriyet bulunmaz.).

. İnsanlar iradeleri oranında eylemde bulunur ve sorumlu olurlar.

. Müslüman, din tarafından haram (yasak) ilân edilen alanlar için hak idiasında bulunamaz. Aksi takdirde sorumlu olur.

. Müslüman, din tarafından farz (emir) olarak gösterilen konularda sorumludur.

. Müslüman, her adımını İslâm ölçüleri çerçevesinde atmak durumundadır.

Nitekim her hukuk sisteminde, her kurumda kurallar, emir ve yasaklar bulunmaktadır.

Âyet-i Kerime:

İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır!

Ben cinleri ve insanları, ancak beni tanısınlar, bana kulluk etsinler diye yarattım.

…Bunlar Allah tarafından konmuş farzlardır. Şüphesiz Allah, ilim ve hikmet sahibidir.

…İşte o Peygamber onlara iyiliği emreder, onları kötülükten meneder, onlara temiz şeyleri helâl, pis şeyleri haram kılar.

Ey Peygamber!… Bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa, şüphesiz kendine zulmetmiş olur….

Kaynak: 2006, Etem Levent, Avrupa Birliği Sürecinde Belgelerle İnsan Hakları. Arı Sanat Yayınları, İstanbul.

Yorumlara Kapalı