Toplumlar, ekonomik, sosyal ve kültürel yönlerden, bir bütünlük içinde kalkınmaktadırlar. Elbette bu olgunun, siyasî bir ortama ihtiyacı vardır. Bir ülkeyi diğer bir ülkeyle karşılaştırırken, ekonomik göstergeler yanında, sosyal göstergeler de kullanılmaktadır. Temel sosyal göstergeler içinde, eğitim, istihdam, kültür ve sağlık... (Devamını okuyun)
İnsan, haklı olarak kendini ve çevresini tanıma, anlama, olayları açıklama ve karşılaştığı problemleri güvenilir şekilde çözüme kavuşturma çabası içindedir. Her problemin sağlıklı çözümü, “doğru kararlar”ın alınmasına bağlıdır. Bu ise, bilginin gerçek kaynağının ne olduğu meselesini akla getirmektedir. Bilginin kaynağı... (Devamını okuyun)
Hak İslâm dininde haklar, hukukullah (Allah hakkı) ve hukuk-ı ibâd (kul hakkı) olmak üzere ikiye ayrılır. Yüce Allah’ın kulları üzerinde hakları vardır. Bunlar başta iman ve çeşitli ibadetler olmak üzere, Allah’ın bütün emir ve yasaklarına uymaktan ibarettir. Bunların büyük... (Devamını okuyun)
1. Eşitlik a. Genel Anlamda Eşitlik 1) Ayet-i Kerime: Ey insanlar! Şüphesiz biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Birbirinizle tanışmanız için sizi büyük topluluklara ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız, ondan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah, her... (Devamını okuyun)
1. Eşitlik a. Genel Anlamda Eşitlik Eşitlik, bir hak ve hürriyet olmakla birlikte, bir değer ifade eden ve bireylere mutlaka sağlanması gereken bir imkân ve davranış biçimidir. Genel anlamda eşitlik, insanlar arasında dil, renk, ırk, cinsiyet, düşünce ve din sebebiyle ayırım yapmamaktır. Kanun... (Devamını okuyun)
İslâm dîni, Allahü teâlânın, Cebrâîl ismindeki melek vâsıtası ile, sevgili Peygamberi Muhammed “aleyhisselâm”a gönderdiği, insanların, dünyada ve âhıretde rahat ve mutlu olmalarını sağlayan, usûl ve kâidelerdir. Bütün üstünlükler, fâideli şeyler, İslâmiyyetin içindedir. Eski dinlerin, görünür, görünmez bütün iyiliklerini, İslâmiyyet, kendinde... (Devamını okuyun)
Hazret-i Ali (r.a.) (ö. 48/668) Hasan-ı Basrî (ö.110/728) Habîb-i ‘Acemî (ö.150/767) Dâvûd-i Tâî (ö.184/800) Ma’rûf-ı Kerhî (ö.200/815) Seriyy-i Sekatî (ö.253/867) Cüneyd-i Bağdâdî (ö.297/909) Mimşâdüddîn (ö.299/912) Muhammed Dîneverî (ö.367/977) Muhammed el-Bekrî (ö.400/1009) Kâdî Vecîhüddîn (ö.452/1060) Ömer Bekrî (ö.487/1094) Ebû Aliyy-i Rodbârî (ö.321/933) Ebû Osmân Magribî (ö.373/983) Ebu’l-Kâsım-ı Gürgânî (ö.469/1076) Ebû... (Devamını okuyun)
BÜYÜK ÂLİMLER (Silsile-i Aliyye) kaddesellahü esrârahüm ecma’în بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ سِلْسِلَهِ عَلِيَّه قَدَّسَ اللّهُ اَسْرَارَهُمْ اَجْمَعِين Nebî, Sıddîk ve Selmân, Kâsım, Ca’fer, Bistâmî, irfân kaynağı oldu, Ebül-Hasen Harkânî. نبي صديق و سلـمان ، قـاسـم... (Devamını okuyun)
Büyüklerin ]tasavvuf[ yol]un[da bulunanlara öğretdikleri râbıta, Tevbe sûresinin yüzyirminci âyetinin, (Hep sâdıklarla birlikde bulunun!) ve En’âm sûresinin elliikinci âyetinin, (Rablerini istiyenlerle berâber olmağa çalış!) meâllerinde emr olunan berâberlikdir ve (Allahü teâlânın sevdiklerini hâtırlamak, rahmet etmesine sebeb olur) hadîs-i şerîfine... (Devamını okuyun)
Tesavvuf, kalbi sâf yapmak, temizlemek demekdir. Bu da, zikr-i ilâhî ile olur. Bütün insanların se’âdet-i ebediyyeye, ya’nî dünyâ ve âhıret iyiliklerine kavuşması, hakîkî sâhibimiz olan Allahü teâlânın ismini çok zikr etmekle hâsıl olur. Şu kadar var ki, zikri, bir Velîden... (Devamını okuyun)